09 Şubat 2010 Salı

Vinsanity Geri mi Döndü?

Son 3 maçtır ufak ufak geri dönüş sinyalleri veriyordu, dün gece 27'de 19 isabetle 48 sayı üretti ve kariyerinin en yüksek 3. skoruna ulaştı. Omuzu %100'e yaklaşıyor herhalde git gide. Yeter ki bazı maçlarda olduğu gibi zorlama atışları kaçırdıkça, ısrarla denemesin. Şu son maçları umarım düşündüğüm gibi çıkışa geçmesinin bir sonucudur.


08 Şubat 2010 Pazartesi

8 Şubat Programı

9 Şubat Salı 03:00 / New Orleans Hornets - Orlando Magic
9 Şubat Salı 05:30 (NBA TV) / Dallas Mavericks - Golden State Warriors
9 Şubat Salı 05:30 / San Antonio Spurs - Los Angeles Lakers

Bynum büyük ihtimalle yok, Kobe hakkında bir açıklama yok sadece Phil Jackson "Ona kalmış All-Star'a kadar oynayıp oynamayacağı" demişti dün... Bu ikili yokken ve Lakers da istikrarsız bir basketbol oynarken, Spurs'ün favori olduğunu söylerdim ama çok kereler tekrarladığım gibi onlar da bu sezon istenilen seviyede değiller. Önceki maçta AT&T Center'da Kobe sırt ağrıları nedeniyle maçı erken bırakmıştı ve Spurs de fark atmıştı bakalım bu sefer ne olacak, Kobe-Bynum'ın oynayıp oynamayacakları veya ne seviyede olacakları önemli...

Günün En İyileri - 5/6/7 Şubat (Nate Robinson'dan Shaq'e Blok)

Yine 3 gün olmuş paylaşmayalı günün en iyilerini. Zenginlik sırasına göre veriyorum, şansa tarih sırasına da oturuyor. 5 Şubat gerçekten çok zengin ama Nate-Shaq pozisyonu da 6 Şubat'ta.

5 Şubat:


Link

Josh Smith'in pası çok güzel. Bu sezon asistleriyle dikkat çekiyor zaten
Keza Rondo'nun hareketliyken verdiği pas bounce pas müthiş.
Ariza'nın smacı güzel ama Randolph'un hayatı boyunca blok koymadığını biliyoruz.
Butler'ın pas alışverişi sonrası vurduğu smaç da harika.
Amare'nin utanmasa üçlük çizgisinden kalkacak smaç vururken...
Billups'ın 9 üçlüğü abes. Maçı zaten tek başına kazandırmıştı Lakers'a karşı, cayır cayır yanıyordu.
Ama Derrick Rose... O nasıl bir zıplamak ve tek elle dengeli bitiriş...


6 Şubat:


Link

Deron Williams'ın bilindik crossover'ı, Maxiell'ın smacı, Artest'in orta sahadan attığı şut ve LeBron'un 3'lükleri hepsi çok güzel ama tabii ki günün 1 numarası açık ara Nate Robinson. Yao'dan sonra Shaq'e de blok, üstelik de 2.16'lık sevimli devimizi yere yıkıyor. Antipatik falan ama bu tarz spektaküler hareketleriyle günümüzü şenlendiriyor. İlk 5'te başlamak yaradı küçük adama fakat takımının pek işine gelmedi bu.

7 Şubat:


Link

Rondo'nun sol elle pası ve Bosh'un bloğu bahse değer ama eeh yani. Zaten 2 maç olan günden birşey beklemek hata.

6 Şubat'tan Notlar

Tam 1 gün gecikmeli ama ileride baktığımda eksik olmasın arşivdeki yerini alsın 6 Şubat'ın notları da...

Günün hayvan performansları:
Lebron ve tayfası, bu sene birkaç kez oynadıkları ilk çeyreği abuk geçen maçlardan birini daha sergilemiş bizler için. Tam 44 sayı atmışlar ilk çeyrekte; ilk yarı sonunda skor 54-74’müş ki bu sayıların 35’i Lebron’a ait. İkinci yarıda çok daha zorlanıp 113 sayıyla bitirmişler maçı ama kazanmayı bilmiş Cleveland. Lebron maçta 31’de 17’yle 47 sayı 8 ribaund 8 asist 5 top çalmayla oynamış. 44-24 önde kapadıkları ilk çeyrekte de zaten 31 sayı, 3 ribaund, 5 asist ve 4 top çalması varmış. Farkın ilk çeyrekten açıldığını görünce zaten hiç bakmamıştım maça. Sebebi elbette LeBron'du. Shaq ona 25 dakikada 19 sayı atarak yardımcı olmuş ama tek ribaundu var Knicks gibi bir takıma karşı.

Russell Westbrook Golden State’e karşı 17’de 8’le 21 sayı atmış. Kaç maçtır triple-double’ın kıyılarında geziyor, bu maç az kalsın quadruple double yapıyormuş. 10 asisti, 7 ribaundu ve tam 8 top çalması var. Top çalmada kariyer rekoru kırdığını söylememe gerek yok herhalde. Savunmasıyla öne çıkan Thunder, Warriors’ı 104-95 yenmeyi başarmış.

Boşa kürek çekenler:
İlk 5’te yer alan Nate Robinson, Cavs’in yavaşladığı ve New York’un farkı eritmeye başladığı bölümde takımı için önemli işler yapmış. 18’de 9’la 26 sayısı 4 ribaundu 6 asisti, son olarak Shaq’e yaptığı bir de bloğu var. New York oyuncuları ikinci yarıda farkı 3 sayıya kadar indirmeyi başarmış fakat daha fazla zorlayamayınca Cleveland tekrar arayı açmaya başlamış 106-113 kazanmış maçı.

25'te 11'le 34 sayı atmış Aaron Brooks, 76ers'a yenildikleri maçta. İyi bir yüzde sayılmaz ama Philly'e üstünlük sağladıkları ikinci çeyrekteki seride büyük rol oynamış. 11'de 6 üçlüğü var ayrıca. Diğer tafafta Thaddeus Young kenardan katkı sağlamış takımına. Philadelphia ikinci yarıyı daha iyi oynayarak üstünlüğü ele geçirmiş.

Lamar Odom, Kobe'den ve Bynum'dan yoksun takımının (Bynum 10 dakika içinde çıkmak zorunda kaldı sakatlığı nedeniyle) Blazers'a karşı Rose Graden'da 9 maç aradan sonra galibiyet almasını sağladı. Sonunda normal bir sonuç alındı o salonda. İlk çeyrekte Blazers üstünlüğü vardı ancak tamamen şuta dayalı bir oyun oynuyorlardı, Odom'un uzun forvete kaymasıyla beraber dışarıdaki uzunlara daha rahat çıkan Lakers defansı Blazers'a hiç sayı şansı vermedi neredeyse. Hücumda da yaptığı 6 asist ile Kobe'nin yokluğunda takımı için pozisyon yaratan isimlerin başında geldi Odom. Ayrıca 13 sayı attı ve 22 ribaund alarak kariyer rekorunu egale etti. Tabii onun yanında Bynum'ın sakatlanmasıyla 30 civarı dakika alıp 19 sayı atan ve 'Ufak Kobe' olan Brown ile 9/12 isabetle 21 sayı üreten Artest'i de unutmayalım.

Billups’ın yokluğunda takımını aynı şekilde yönetmesi beklenilmiyordu zaten ama skor yönünden onu aratmamış Ty Lawson. 13’te 8’le 25 sayı atarak kariyer rekorunu kırmış çaylak oyuncu. Üstüne 4 ribaund 4 asisti var.

Günün X-faktörü:
Andrei Kirilenko’yu aslında buraya yazmak istemiyorum çünkü çok daha önceden yapıyor olabilirdi bunları. 11’de 8’le 22 sayı atmış kendisi, kaçan iki şutu da üçlük zaten. 4 ribaund 3 asist ve tam 5 top çalması var bir de. Utah 106-116 yenmiş Denver’ı.

Bir önceki maç çok kötü oynayan Jerebko, karşısında Nets’i görünce 9’da 9’la oynayarak X-faktörü oluvermiş. 20 sayı 7 ribaund 2 top çalmayla tamamlamış. Bir ara üst üste 7 üçlük sokmuş Detroit. Nets maçı 92-99 kaybetmiş, yetmemiş Devin Harris ve Jarvis Hayes diz dize çarpışarak maçı terk etmek zorunda kalmışlar.

George Hill, Clippers'a karşı ilk çeyrekte 17 sayı birden üretti ve farkın daha en baştan açılmasını sağlayan oyuncu oldu. Tabii Spurs'ün gelecek için umut veren savunmasının Clippers'ı ilk çeyrekte 10 sayıda tutmasının da payı var. İlk çeyrekten 28-10'luk skoru görünce uykuyu, maça tercih etmiştim. Maç da zaten o fark ile ilerlemiş sonuna kadar...

Ryan Gomes 10/14 ile 26 sayı atarak, 7 üçlük denemesinin 5’inde başarılı olmuş. 4 ribaund 3 asisti var ayrıca. Ramon Sessions da kenardan 19 sayı 6 asistle yardımcı olmuş takımına. Minnesota maçı 102-109 kazanıp üst üste 4. galibiyetini almış oldu böylece.

Mbah a Moute, 43 dakika sahada kaldığı maçta 9 şutundan sadece 2 tanesini kaçırmış ve 18 sayı göndermiş Pacers potalarına. 11 de ribaund almış Kamerunlu oyuncu. Murphy’nin kötü oyununda payı vardır diye düşünüyorum.

Darren Collison takımı oynatmak bakımından beklenilen seviyeye çıkamasa da, çok iyi top dolaştırıp boş atışlar buldular. Ama Collison maçın başlarında şutlarında isabet bulmakta çok zorlanmasına rağmen, maçın kritik anlarında Hornets'ın skor üretimine ihtiyaç duyduğu anlarda ön plana çıktı. Maçın sonunda attığı zor bir sol turnikeyle de Hornets'ın Bobcats deplasmanında maçı kazanmasını sağladı.

Takımı baltalayanlar:
Monta Ellis, Roy’un yerine Allstar seçilmesi gündemdeyken 22 şutundan sadece 6’sında isabet bulabilmiş Oklahoma City karşısında. 6 asisti ve 2 top çalmasına rağmen tam 7 top kaybı yapmış.

Denver’da Arron Afflalo 9’da 1’le oynayarak orta çaplı bir balta indirmiş takımına. 3 sayısı var sadece. Maçı izlemedim ama genelde ceza şutlarını kullanan biri için çok düşük bu yüzde, Billups’ın yokluğundaki organizasyon eksikliğine bağlıyorum ben bunu.
Utah’da da Wesley Matthews baltacı rolünü üstlenmiş. Serbest atışların yardımıyla 7 sayıya ulaşsa 8 şutunun 1’ini sayıya çevirebilmiş.

Wade esasında 20 sayı, 6 ribaund ve 8 asist ile ortalama bir maç geçirmiş gibi duruyor ancak maçı izleyenler de farketmiştir, zaten Kaan Kural da defalarca kez dedi: Wade kendisi gibi değildi bu maçta. Maçın neredeyse hiçbir bölümünde ipleri eline almadı, ağırlığını hissettirmedi. 21'de 7'yle şut atması da bunda bir etkendi ama süperstar Wade'i göremedik. Bulls'a yenilmelerindeki 1 numaralı sebep buydu bence. Tabii Miller-Gibson ikilisinden oluşan Bulls uzunlarına karşı üstünlük kuramamalarına değinmiyorum bile. Örneğin Beasley 2/11 isabetle 6 sayıda kalıp 4 de top kaybı yaptı. Şut denemelerinin neredeyse hepsi orta ve uzak mesafeliydi.

İyi mi kötü mü:
Kevin Durant’in 28 sayı 8 ribaund 4 asist 4 top çalması gayet güzel istatistikler ama Warriors gibi savunmanın “S” sinden anlamayan takıma karşı 7/21 kötü bir yüzde. Neyse ki takım arkadaşlarından gereken yardımı almış ve galibiyetle ayrılmışlar Golden State’den.

7 asisti var ve top kaybı yok ama sadece 10’da 2’yle şut atmış Jennings. Aynı maçta karşısındaki Troy Murphy’nin de 11 ribaundu olmasına rağmen sadece 6 sayı atmış 8 denemede 2 şut sokarak. Bucks maçı 81-93 kazanmış.

Bizimkiler:
İki milli oyuncumuz da bir önceki performanslarını aratmış. Ersan sadece 12 dakika sahada kalmasına rağmen 7 şut kullanmış ve ikisinde isabet bulmuş sadece. Ayrıca kısa sürede 3 faul almayı başarmış Ersan yine.

Memo da istenilen oyunu devam ettirememiş ve 10’da 3’le oynamış hücumda sadece. Boozer’ın döndüğünü belirtmekte fayda var tabii. 8 sayı 6 ribaund 2 asist 2 top çalma 1 blokla oynamış Mehmet Okur.

7 Şubat'tan Notlar

Orlando Magic-Boston Celtics
Pierce’in formasına kavuştuğu maçta başa baş bir ilk çeyrek oynandı. Celtics şut dağılımını iyi yaptı maçın başlarında, Garnett hariç herkesten skor katkısı aldılar ilk yarıda. Orlando ise topu iyi dolaştıramasa da soktuğu şutlarla maçın ilk çeyreğine ortak olmayı başardı. Howard iki faul alıp erken kenara geldi fakat bunun Orlando’nun oyununa pek etkisi olduğu söylenemez. Nelson’ın kısa süreye sığdırdığı 2 asist 8 sayılık oyunuyla Orlando üstünlüğü ele geçirdi fakat sonrasında üst üste top kayıpları yaparak çeyreği Boston’ın önde kapamasına izin verdi. İlk çeyrekte sakatlıktan dönen Pierce’in 6 sayısı vardı ancak maçın ilerleyen bölümlerde aynı oyunu sergileyemedi. Yanlış saymadıysam tam 7 top kaybı yaptı Orlando bu bölümde.

İkinci çeyreğin başlarında Celtics benchinin enerjisi takımlarını 5 sayı öne taşıyıp Van Gundy’e molayı aldırdı. Bu mola öncesi bölümde Glen Davis, fazla içerilerde gezinen Rashard Lewis’e aynı pozisyonda iki şutunda da çok iyi savunma yaptı fakat savunma faulünü Magic tekrar alınca Redick’in yürüyerek sayı bulduğu turnikeyi engelleyemediler. Aynı bölümde hücumda da Marquis Daniels potanın yakınından geriye çekilerek bulduğu 3 basketle Boston’ın üstünlüğü sağlamasındaki en önemli isimdi. Mola sonrası Rasheed’in kolunu Howard’a taktığı pozisyonda, Dwight Howard kendine hakim olamayarak 3. faulünü de aldı ve tekrar benche döndü. Ardından Orlando bir anlık boşluktan yararlanıp skoru eşitlese de yine üst üste çok kötü hücumlardan sonra Boston’ın sayı üretmesine engel olamayınca ilk yarıyı 40-51 geride kapattılar. Boston adına en dikkat çekici isim Rondo’ydu maçın ilk bölümünde. Jameer Nelson her pozisyonda yanından bir şey yokmuş gibi geçirdi kendisini. Aynı zamanda hücum ribaundları ve asistleriyle de özellikle ikinci çeyrekte çok etkiliydi Rondo.

O ana kadar 5’te 0’la oynayan Garnett’ten üst üste 3 basket geldi ikinci yarıya başlarken. Ancak Boston cephesinde işler hiç iyi gitmiyordu. Orlando ilk yarına neyi kötü yaptıysa aynısını taklit etti Celtics oyuncuları. Kısaca anlatmak için hücum istatistiklerini vereyim: 14’te 4’le 11 sayı, 8 top kaybı ve 4 asist. Sadece hücumda aksamış olsalar sorun yok ama savunmada da berbat oynadılar. 14’e 3’lük bir seri sonrası Orlando 4 dakika 60-60’a getirdi skoru. Aynı seri 23-3 oldu, zaten Boston’ın sayıları da Rondo’nun üçlüğünden gelmişti. Tabii skorun buralara gelmesinin sebebi Orlando’nun giren şutlarıydı fakat rakiplerinin de bu şutları çok kötü savunduğunu söylemeliyim. Carter ve Howard’dan 9’ar sayı geldi bu çeyrekte. Süre dolarken de Eddie House, potayla karşı karşıya kalan Jason Williams’ın kafasına saçma bir şekilde şaplak atınca serbest atış sayılarının sonrasında 76-62 Magic üstünlüğüyle bitti çeyrek. Bu arada Howard bu bölümde de gereksiz ötesi bir faul yapmaktan kendini alıkoyamadı ama Van Gundy 4 faulüne rağmen almadı oyundan.

Boston son çeyrekte biraz daha toparlanmış görünse de seyirci dışında kimsede o farkı eritecek ateşi göremedim. Özellikle Paul Pierce, ilk yarıda sergilediği oyunu oynayamayınca, Ray Allen’ın da şutları girmeyince tek şansları Orlando’dan ilk yarıdaki hataları beklemekti. Yine de fark bir ara 5’e kadar indi ama 40 saniye kalmıştı maçın bitimine. Ondan sonraki hücumda 23 saniye iyi savunma yapan Boston’a karşı Lewis tek bir açığı gördüğü anda içeri doğru girip sayıyı yaptı ve maçın sonucunun kesinleşmesini sağladı. Orlando 96-89’luk galibiyetle ayrıldı Boston’dan.

Dwight Howard: 9’da 4’le 16 sayı 13 ribaund. 12’de 8 serbest atış kullanmış, ilk yarıda sadece 2 sayısı vardı yanılmıyorsam. 2 de bloğu var.

Vince Carter: 13’te 7’yle 20 sayı 3 ribaund 3 asist. Uzun zamandır ilk defa normal bir performans sergiledi.

Rajon Rondo: Boston adına ne gerekiyorsa yaptı, sahanın da en iyisiydi bana göre ikinci yarıda biraz kaybolmuş da olsa. 13’te 7’yle 17 sayı 8 ribaund 9 asist 3 top çalma. Top kaybı da yok ayrıca.

Sacramanto Kings-Toronto Raptors
Maçın saati güzeldi ama bozulan VGA kablosu yüzünden izleyemedim bilgisayardan, o yüzden istatistiklerden bahsedebileceğim anca.

Maçın ilk çeyreğine sıcak başlayan ekip Raptors’mış, yine de Sacramento ikinci çeyrekte rakibini yakalamayı başarmış ilk yarının sonunda. Donte Greene’in üst üste üç tane üçlük isabeti bulmasıyla öne geçmeyi başarmış Sacramento ama son çeyrekte Chris Bosh’a çare bulamayınca 104-115 kaybetmişler maçı.

Hidayet ilk çeyrekteki performansıyla iyi bir dönüş yapmış olsa da geri kalan sürede durulmuş biraz. İlk çeyrekte 9, toplamda 14’te 6’yla 16 sayısı var. 5 de asist yapmış ve maçın bitimine bir buçuk dakika kala 6. faulünü alıp oyundan çıkmış.

Chris Bosh’a içeride kimse engel olamamış maçta, takımını zor anlarında sırtlayıp 18’de 14’le 36 sayıyla tamamlamış maçı. 11 ribaund 5 de asist eklemiş yanına.
Bargnani de üçlük çizgisinin gerisinden 1/5 isabet bulsa da, toplamda 15’te 9’la 22 sayı atmış. Ayrıca kenardan Antonie Wright 16 sayılık katkı sağlamış sadece tek şut kaçırarak. 5 ribaund 4 de asisti var onun da.

Sacramento’da maça kötü başlayan Kevin Martin, takımının hücum yükünü çekmiş ilerleyen bölümlerde. 18’de 7’yle 24 sayısı var. Onun aksine Tyreke Evans skorer kimliğini ortaya koyamamış, 8’de 3’le sadece 11 sayısı var fakat 9 asist yapmış o da. Bana kalırsa Martin’in takasla verilmesi hem Udrih hem de Evans için çok daha iyi olacaktır. Sacramento’nun ise zaten işi bitti bu sezon.

LeBron vs Dwight - McDonald's Reklamı

Bu reklamın Super Bowl'da yayınlanacağını duyurmuştum daha önce. Buyrun:


Link

Bence güzel olmuş. "Öğle yemeğimizi alıyor." cümlesine güldüm örneğin. Buna ek olarak, sonda Majesteleri'nin kullanılmamasının nedeni LeBron ve Dwight'ın onu tanımama gibi bir ihtimalleri olmaması mı (sank Bird'ü tanımıyorlar da!) yoksa Jordan'ın aşırı miktarda bir para talep etmesi mi acaba? Ayrıca şu aşağıdaki Nike reklamından aparmışlar biraz ama bence daha başarılı bir yapım olmuş:


Link

Zorro Hedo

Ve karşınızda maskeli Hedo. Raptors maçının spikeri ve yorumcusu özellikle ilk çeyrek boyunca devamlı harika oynayan (4/6 isabetle 10 sayı, 1 asist) Hedo'yu övdü ve yayında da devamlı Hedo ekrana geldi. Hatta bir ara iyice coştular "O bir maskeli adam, o bir Zorro, o bir Hedo Türkoğlu" şeklinde. Bununla da yetinmeyip Zorro'nun müziğini mırıldanmaya falan başladılar. Çok hoştu. Hatta maçın sonunda da ünlü Ball röportajını yapan Jack Armstrong "Mask, nothing else to say." demiş. Hidayet de maç boyunca kafasını sağa sola sallayıp, maskeyle oynayıp durdu. Kenara geldikçe de hemen çıkardı maskesini ama yine de bu oyununa etki etmedi. Sevindirici bir maçtı bu açıdan.

İkinci çeyreğin ortalarında internetimin feci yavaşlaması nedeniyle izleyemedim, o sıralarda Bosh taşımaya başlamıştı takımı, aynen devam etmiş ve 36 sayı, 11 ribaund, 5 asiste ulaşmış.


07 Şubat 2010 Pazar

Super Bowl XLIV Bu Gece

Saat 01:00'da New Orleans Saints ile Indianapolis Colts karşı karşıya geliyor. Maç Digiturk'te, Fox Sports kanalından canlı yayınlıyor. Aynı zamanda Spor Max'ın da HD olarak canlı yayınlayacağını okudum birkaç yerde ama Digiturk'ün programında gözükmüyor. Maç saatinde bir bakın derim.

Daha önce yazdığım gibi, son yıllarda çok takip etmiyorum NFL'i ama Colts'un son senelerde devamlı başa güreşen bir takım olduğunu biliyorum ve kazanmaları herhalde normal sonuç olacaktır. 2007 Super Bowl'unda Peyton Manning şampiyonluk yaşadıktan sonra 2008'de kardeşi de efsanevi bir geri dönüşün ardından bu başarıyı yakalamıştı. Hatta ikisi de MVP ödülünü kazanmışlardı. Şimdi yine ağabey Manning şampiyonluğa oynuyor. 2008'deki gibi muhteşem bir maç olması dileğiyle...

7 Şubat Programı

7 Şubat Pazar 19:00 / Sacramento Kings - Toronto Raptors
7 Şubat Pazar 21:30 (NTV Spor banttan 00:30) / Orlando Magic - Boston Celtics

Niye sadece 2 maç var ve ikisi de bu kadar erkan saatte? Öncelikle Pazar günü maçlar zate nerken oluyor ama asıl olay Amerika'nın en büyük spor organizasyonu Super Bowl yani Amerikan futbolu finali var bu gece Türkiye saatiyle 01:30'da. Onunla çakışmıyor hiçbir şey.

Raptors maçı, Hidayet'in maskeli halini görmek açısından ilgimi çekiyor. Ama Magic-Celtics'i banttan veren NTV Spor'a sitem etmek istiyorum. 21:30'da verselerdi keşke biz de rahat rahat erken saatlerde izleseydik. Türkiye'de televizyon yayını olduğu için League Pass'ten de izlenemiyor maalesef. Bunun üstüne, 00:30'da verdiklerinde ayakta kalacak Amerikan sporlarıyla ilgili pek çok kişi de Super Bowl'u tercih edecektir. Son Wizards maçına kadar form tuttuğuna dair işaretler veren Magic, o maçta kolay ve boş atışlarda isabet bulamazken rakibi Wizards'ın dış şut isabetlerine ve aldıkları faullere teslim olmuştu. Celtics ise 3 zayıf ekibi yenerek en azından moral buldu ve evinde oynuyor. Pierce'ın oynayıp oynamayacağı maç saatinde belli olacakmış. Onun sağlıklı dönmesiyle ibre biraz Celtics lehine kayar. Ama ben hala Garnett'i ısrarla niye oynattıklarını çözemiyorum...

Roy da All-Star'da Yok

Önce Chris Paul ameliyat olduğu için All-Star'dan çekildi, şimdi de Brandon Roy yaklaşık 1 aydır süren sakatlığı hala tamamen iyileşmediği için gelecek haftasonu oynayamayacağını açıkladı. Chris Paul'den boşalan yer için bir anket açmıştım sonuçları aşağıda. Bence de Kidd alınsa güzel olur. Hem All-Star'ın Dallas'ta düzenlenmesi, hem de Kidd'in affını isteyen Roy gibi bir guard olması nedeniyle doğru seçim olur. Onun yerine Monta alınırsa da çok itiraz etmem, hatta belki de Kidd'den daha çok hakediyor oyunuyla ama Kidd'in vereceği pasları izlemeyi tercih ederim.

Hedo Maskeyi Takacak

Dün yazdığım post'ta Hedo'nun göz çukurunun altındaki kırık dolayısıyla maske takması gerektiğini ancak rahat hissetmediği için maskesiz oynayacağını yazmıştım, hatta eleştirmiştim. Takım yetkilileriyle, doktorlarla ve özellikle de arkadaşlarıyla görüştükten sonra Hedo kararını değiştirmiş. Çok kişi takması gerektiği yönünde konuşmuş onunla.

"Eğer maskesiz bir şekilde oraya darbe alırsam çok kötü sonuçları olabilir. Takımdan da uzun süre uzak kalırım bunu istemiyorum." demiş. Ancak hala maskeyle rahat etmediğini ve mümkün olan en kısa sürede (hatta All-Star sonrasında) bırakacağını dile getirmiş. Ayrıca maskenin çok sıkı olduğunu, terlettiğini, devamlı düzeltmesi gerektiğini söyledikten sonra "Yarın çok zevkli olacak." diye ironik bir açıklama yapmış.

Toronto cephesinden kendisine yöneltilen eleştirilerden dolayı rahatsız olan Hedo, muhtemelen maskeyle kötü oynayacağını düşündüğü için maskeye karşı zannedersem. Ama maskesiz olarak da, korkusuz bir şekilde uzunların arasına dalabilecek miydi veya ribaund mücadelesine girebilecek miydi? Sonuç olarak en doğrusunu yapıyor. Ama kırık kemiğin 1 haftada iyileşmesi söz konusu değil. Yani All-Star'dan sonra maskeyi takmaması da çok akıllıca bir hareket olmaz. Neyse bekleyelim görelim, en azından doğru yolu buldu şimdilik.

Jöle Tasarrufu

Daha yeni izleyebildiğim Nuggets-Lakers maçında Chris Andersen'in saçlarını görünce bir an şaşkınlık yaşadım. Çok uzun süre sonra bir kutu jöle kullanarak saçlarını havaya dikmemiş Chris Andersen. Hatta kendisine sorulduğunda da "Ekonomi kötü, ben de böyle tasarruf yapıyorum." diye espri yapmış.

Ayrıca bu geceki maçta NBA TV'de gördüm, yine jöle kullanmamıştı. Çok garip geliyor bu saç stili, eski haline çok alışmışım. Acaba yavaş yavaş saçları dökülmeye başladı da ondan mı kesti jöleyi?

6 Şubat Programı

7 Şubat Pazar 02:00 / New Orleans Hornets - Charlotte Bobcats
7 Şubat Pazar (Ertelendi) / Atlanta Hawks - Washington Wizards
7 Şubat Pazar 02:30 / New York Knicks - Cleveland Cavaliers
7 Şubat Pazar 02:30 / New Jersey Nets - Detroit Pistons
7 Şubat Pazar 03:00 (NTV) / Miami Heat - Chicago Bulls
7 Şubat Pazar 03:00 / Memphis Grizzlies - Minnesota Timberwolves
7 Şubat Pazar 03:30 / Philadelphia 76'ers - Houston Rockets
7 Şubat Pazar 03:30 / Indiana Pacers - Milwaukee Bucks
7 Şubat Pazar 04:00 (NBA TV) / Denver Nuggets - Utah Jazz
7 Şubat Pazar 05:00 / Los Angeles Lakers - Portland Trail Blazers
7 Şubat Pazar 05:30 / Oklahoma City Thunder - Golden State Warriors
7 Şubat Pazar 05:30 / San Antonio Spurs - Los Angeles Clippers

NTV'de deplasmanda 5 maç üstüste %50'nin üzerindeki takımları yendikten (NBA'de bir ilk) sonra 3 maçtır kaybeden Chicago Bulls, Wadespor'u konuk ediyor. Ligin en çabuk ve delici guard'larından 2'si hatta belki de ilk 2'si karşı karşıya. Noah oynasa daha da güzel olurdu ama zaten Heat'i pota altı öyle pek korkutucu değil.
Edit:Tyrus Thomas'ın olmadığı bu yazı sırasında belli değildi henüz. Tabii ki uzun rotasyonu büyük darbe yemiş oluyor böylece.

Lakers'da bu sefer Gasol var, rakipte Roy yok. 9 keredir üst üste kaybettikleri Rose Garden'da bu sefer de kazanamazlarsa artık basketbolu bıraksınlar toptan. İstikrarlı bir şekilde iyi oyunu sürdüremiyor Lakers, bazı maçlarda rakipleri eziyorlar ancak bazen de tanımak mümkün olmuyor. Yine de Rose Garden'da nasıl bir havada oynanırsa oynasın, Lakers'ın 2. üstüste maçı da olsa, bu sefer artık kazanmaları lazım, bu kadar büyük bir kadro kalitesi farkıyla...
Edit:Maça çok az bir süre kala Kobe'nin oynamayacağı açıklandı.

Diğer ilgimi çeken maçlar Nuggets-Jazz ve Spurs-Clippers.

06 Şubat 2010 Cumartesi

Kardan Adam Böyle Yapılır

Bu gece oynanması gereken Atlanta Hawks - Washington Wizards maçı kötü hava koşulları ve kar yağışı nedeniyle ertelenmiş. Kar kalınlığının 60-70 santimetreyi bulduğu söyleniyor. 60-70 !!

Çok gizli kaynaklardan aldığım bilgiye göre maçın iptal olması nedeniyle Hawks ve Wizards oyuncuları, fotoğrafta gördüğünüz kardan adamdan daha büyüğünü yapmak için buluşacaklarmış...

5 Şubat'tan Notlar

Öncelikle yazı baya bir geç geldi çünkü sabah evde değildim. Şimdi de fazla vaktim olmadığı için notları çok uzun tutamıyorum, eksik noktalar olabilir, belirtebilirseniz yorumlarda mutlu olurum.

Washington Wizards-Orlando Magic
Wizards felaket başladı maça. Maça gelmemişlerdi sanki, bitse de gitsek havası vardı her birinde. Öyle ki, yanlış hatırlamıyorsam tam 10 top kaybı yaptılar, normalde Orlando savunmasını da övmek gerekirdi böyle bir durumda ama normal bir takım olsa bunlardan en az 6’sını yapmazdı. Top kaybetmekten şut atamıyordu Wizards adeta, bir ara Magic’in 18’ine karşı 8 şutu vardı sadece Washington’ın. Attıkları nadir şutlarında da düşük isabet buldular zaten. Aynı zamanda savunma çabaları da sıfırdı. Bir pozisyonda Howard topu çaldığı bir pozisyonda tek başına gidip basketi buldu. Magic güle oynaya 13-32 kapattı çeyreği.

İkinci çeyrekte Orlando adına yedekler vardı oyunda. İlk beş oyuncularının hem savunmada hem hücumda yanından geçemediler tabii ki, iki tarafta da maç bitti havasındaydılar ve Wizards’ın bundan yararlanıp bir atak yapacak gücü dahi yoktu. Uygun pozisyonda buldukları şutların çoğunu değerlendiremediler. Magic tarafında da bir rahatlık oluştu haliyle, onlar da ilk çeyrek kadar yırtıcı oynayamadılar. Sonlara doğru Antawn Jamison’la iki basket buldu Wizards. Flip Saunders’ın son saniye çizdiği oyunda Jamison başarılı olamayınca Rashard Lewis olaya el attı ve tipledi topu kendi potasına, buna rağmen 35-50 bitti ilk yarı.

Üçüncü çeyrekte Randy Foye çıldırdı. İstediğini yaptı Orlando defansına karşı, içeriye girdiği her pozisyonda faul almayı başardı neredeyse. 22 sayısının tam 18’ini bu çeyrekte attı. Washington çeyreğe 16-6’lık seriyle başlayınca SVG molayı almak zorunda kaldı ama bu da durdurmadı Wizard oyuncularını. İki dakika civarı bir sürede fark hızlı bir şekilde eridi ve Butler’ın şutuyla Washington nihayet öne geçti. Bu çeyrekte Wizards’ın 39 sayısının 34’ü Foye ve Butler’dan geldi. Buna karşılık Magic sadece 17 sayı atabildi takım olarak.

Çeyreğin başında skor 74-67’ydi fakat Wizards oyuncuları sayı üretmekte zorlanınca Magic'in oyuna ortak olması uzun sürmedi ve Jameer Nelson’ın basket faul olan üçlüğüyle Magic tekrar öne geçmeyi başardı. Fakat Butler oyunu bırakmaya niyetli değildi. Takımının skor yükünü tek başına taşıdı bu çeyrekte. Maçın son dakikasında, Randy Foye’un faul atışlarından birini kaçırmasının ardından 19 saniye kala 90-88 Wizards üstünlüğü vardı maçta. Nelson son hücumlarında içeri girerken köşede bekleyen Lewis’e verdi topu, o da bunu geri çevirmedi ve üçlüğe çevirdi. Magic bir sayıyla öndeydi ve bitime sadece 4 saniye vardı ancak Butler burada da sahneye çıktı, Matt Barnes’ın iyi savunmasına rağmen basketi bulmayı başardı ve takımına kazandırdı maçı.

Maça genel bir bakış atarsak, ilk yarıyı bu kadar isteksiz oynayan Wizards’ın 24 sayı farktan geri dönüş yapacaklarını hiç hayal edememiştim ben. Howard ilk yarıyı 12 sayı 10 ribaundla bitirdi ama Haywood’u ezdiği söyleyemiyorum çünkü ortada bir mücadele bile yoktu. Serbest atış çizgisine dahi gitmedi Howard, son derece rahattı. İlk yarıdaki iyi oyunlarına rağmen Magic’in topu iyi dolaştırdığı söylenemez çünkü sayılarının çoğunu Wizards top kayıpları sayesinde buldular. İkinci yarıda Howard da aynı rahatlığı bulamayınca kişisel becerilerle sayıya gitmeyi denedi Magic oyuncuları ama çoğu zaman da başarısız oldular. Wizards adına maçı değiştiren Foye, kazandıran Butler oldu. Maçta Orlando yüzde 38, Wizards yüzde 43’le şut attı.

Caron Butler: 22'de 11'le 31 sayı, 29'u ikinci yarıda. 9 da ribaund.
Randy Foye: 19'u ikinci yarıda 22 sayı, 7 ribaund 7 asist.

Dwight Howard: 14'te 8'le 20 sayı 18 ribaund 4 asist 3 blok 2 top çalma.
Vince Carter: 17'de 5'le 21 sayı, 10'unu serbest atışlardan buldu. Asisti ve top çalması yok. Orlando spikerinin dediğinin aksine iyi oynamadı.

Günün hayvan performansları:
Gecenin en büyük performansı Billups’tan gelmiş. 39 sayı atmış Lakers’a karşı takımı Carmelo’dan yoksunken. 13’te 9’la üçlük atmış, kelimeler kifayetsiz kalıyor resmen. 8 de asisti var kendisinin.

Josh Smith 18 sayı 14 ribaund 10 asistle kariyerinin ikinci triple-double’ını yapmış, tebrikler kendisine. Tam 8 hücum ribaundu almış, Brad Miller’ın Chicago ilk 5’inde yer almasının da payı vardır elbette. Ayrıca All-star seçilemedikten sonra da moralini bozmayıp aynı derece maça odaklanması etkileyici.

Boşa kürek çekenler:
Bogut’un migren yüzünden 5 dakika oynayabildiği maçta David Lee coşmuş, 18’de 12’yle 32 sayı atıp 6’sı hücumda 15 de ribaund almış.

Donte Greene 11/20 tam 30 sayı atarak kariyer rekoru kırmış Phoenix’e karşı. 7 de ribaundu var. Nash-Amar’e ikilisine karşı koyamayınca bu maçı da kaybetmiş Sacramento.

Pau Gasol 17 sayı 17 ribaund 6 asist 2 blokla oynamış. Nene'yle Martin de karşısında rahat edememiş ama Billups böyle oynayınca maçın sonucunu değiştirememiş onun bu oyunu.

Takımı baltalayanlar:
Kevin Martin sadece 9'da 2'de kalmış Phoenix savunmasına rağmen. 5 sayısı var maçta.

Pistons’ta Prince-Hamilton-Jerebko üçlüsü 30-7’yle 20 sayıda kalmışlar Pacers karşısında. Kenardan Ben Gordon uzun zamandır görmediğimiz iyi performanslarından birini göstermiş ama boşa gitmiş takım dökülünce.

Günün X-faktörü:
JR Smith Lakers’a karşı coşmuş kenardan gelip, o da takım arkadaşı Billups gibi müthiş efektif oynamış. 17’de 11’le 27 sayısı var tam, 4 asist 4 de ribaundla oynamış.

Thaddeus Young, yaralı Hornets karşısında 76ers benchinden gelip 19 sayı atmış 9’da 8’le. Ek olarak maçta Iguodala da iyi bir yüzdeyle oynamasa da 14 sayısının yanında 9 ribaund 7 asistle takımına yardımcı olmuş.

Eddie House 10 sayısının tümünü 4. çeyrekte atmış, takımını New Jersey karşısında rezil olmaktan kurtarmış.

Joey Dorsey, Randolph ve Gasol gibi iki pota altı canavarı karşısında tam 12 ribaund almış 6’sı hücumda olmak üzere. 5’te 3’le de 7 sayısı var. Ayrıca istatistiklerini görmek için oyuncu profilinde kariyer rekoru kısmına da bakabilirsiniz. Sezon başında ilk beşte yer alması bekleniyordu ama D-League’e yollamışlardı, kendisinden böyle bir performans izlemek sevindirici.


İyi mi kötü mü:
Kobe 22'de 11'le 33 sayı ve 9 ribandla oynamayı başarmış ancak maçta asisti yok ve 5 top kaybı yapmış.

Bizimkiler:
Ersan özlettiği performanslarından bir tanesini daha sergilemiş New York karşısında, en azından istatistik bakımından. Tabii Knicks maçları farklı oluyor biraz ama yine de moral olmuştur umarım kendisine. 18’de 10’la 25 sayı üretip kariyer rekorunu kırmış, yanında 9 da ribaundu var. Aldığı dakikalarda oyunu kadar Bogut’un olmayışının da katkısı vardı elbette.
Yedek Nowitzki:
Kendisi bu gece 1999’dan beri ilk defa yedek başlamış maça. Sebep ise Cuma günkü şut antrenmanına geç kalmış olması. Rick Carlisle cezayı kenardan başlatarak kesmiş kendisine, disiplinini takdir ettim ben şahsen.

Hidayet'ten Garip Seçim

Birkaç gün kadar önce Dunleavy'nin dirseğine yüzünü çarpıp maçı terketmek zorunda kalan Hidayet'in, göz çukurunun altında bir kırık olduğu tespit edilmişti. Hedo, oynamak için sipariş edilen maskenin gelmesini bekliyordu ancak maskeyle yarım saat antrenman yaptıktan sonra Hedo maskesiz oynama kararı vermiş. Doktorların ve Raptors'ın tavsiyelerine rağmen, maskeyi kesinlikle takmayacakmış. Niye? Çünkü çok rahatsız ediyormuş. "İşe yaraması için sıkmak lazım ama bu sefer de aşırı sıkıyor, her hareket ettiğimde rahatsız oluyorum. Maskesiz olarak bir şekilde oynamaya çalışmalıyım." demiş. Rip Hamilton, LeBron gibi isimler de zaten aşırı rahat oldukları için takıyorlardı maskeyi değil mi?

Maske elbette son derece rahatsız ediyordur, buna eminim. Hatırlarsanız LeBron ve Rip Hamilton ilk maske takmaya başladıklarında mola alındığı an maskeyi bir kenara fırlatıyorlardı. Ancak bu ikiliden Rip Hamilton, bir süre sonra maskeye fazlasıyla alıştığı ve onunla iyi oynadığını düşündüğü için burnu iyileştikten sonra da takmaya devam etti. Bu nedenle 6 sezondur Hamilton'ı maskeyle izliyoruz.

Hidayet'in dediğine göre maske varken aynı bölgeye bir dirsek daha yerse 8 kırık oluşacakken, maske yokken de maksimum 10 kırık oluşurmuş. Yani maske çok fark yaratmazmış. Hatta gerekirse Raptors ile bir anlaşma imzalayacağını ve maske takmamanın kendi kararı olduğunu kabul edeceğini söylemiş Hedo. Doktorlardan daha iyi biliyor zannedersem. Bana göre büyük saçmalık doktorları dinlememek bu konuda.

Bir insan sağlığını nasıl tehlikeye atar? Benim asıl merak ettiğim şey şu: Hidayet yüzünde bir kırık varken, maskesiz bir şekilde uzunların arasına nasıl girecek veya girecek mi? Bence maske takmama kararı profesyonellikten son derece uzak olduğunu gösteriyor Hidayet'in. Yarım saat takıp "Tamam bu rahat değil" demek ve alışmayı bile denememek bence kesinlikle doğru bir hareket değil.

Bu arada, haberi mail yoluyla paylaşan Önder'e de teşekkürler.

Üçlük Yarışması Değerlendirmesi

Evet efendim. Bu yarışmaya katılanlar da belli oldu sonunda. Cook katılacağını açıklamıştı, üzerine Frye haberi geldi, yetmedi sonraki gün Gallinari katılacak dendi, üzerine Curry'nin çağırıldığına dair duyumlar aldık, son olarak da dün Pierce haberi çıkmıştı ki, katılımcıların resmi listesi de açıklandı:

Cook, Frye, Gallinari, Curry, Pierce, ve Billups.

Açtığım anketteki oy oranları şöyleydi: Gallinari %72, Curry %20, Pierce %20 ve Billups %36. Diğer %36'ya ulaşan 2 oyuncu Peja ve Nash yarışmada yoklar.

Billups bundan 4 sezon önce katıldığında kendisinden beklenenden çok daha kötü atmıştı (12). 2004'te de aynı rakamda takılmıştı. Kendisi normalde bacaklarından aldığı güçle şut kullanan bir isim. Maçlarda özellikle dikkat edin. Ancak 2006 All-Star'ında zıplamadan şut atmayı tercih etmişti ve bu da onun kötü atmasına neden olmuştu diye düşünüyorum. Stilini değiştirmeden atarsa şansı olabilir ama bu sefer de yorulacaktır 25 şut üstüste atarken. Ama 12'yi geçmesine kesin gözüyle bakıyorum, bir daha 12'de kalmaz herhalde.

Pierce bu sezon %46.7 ile üçlük atıyor. Ayağından ufak da bir sakatlığı var ancak garip birşeyler olmazsa All-Star'da yer alacağını açıkladı. Pierce'ın tabii en büyük dezavantajı şutu elinden çok yavaş çıkarması, ölçüp biçip atıyor adeta. Bu da son topları acele atmasına veya yetiştirememesine neden olabilir. Ayrıca ben Pierce'ın maçtaki motivasyonu ile üçlük yarışmasındaki arasında dağlar kadar fark olacağına inanıyorum. Belki de 7-8 sezon önce katıldığında ilk turda 8'de kalmasının sebebi de buydu...

Frye'ın yaptığı bu çıkışı takdir etsem de, 3 aydır %40 ve üzerinde isabet bulsa da (yani istikrarlı) bana hala güven vermiyor. Neden bilmiyorum. İlk 2 sezonunda Knicks'de attığı orta mesafeli şutlarla beğenimi kazanmış bir oyuncuydu ama hala zannedersem bu sezonki 3'lük performansına inanmakta güçlük çekiyorum. Bileği düzgün ama bir anda böylesine üçlükçü bir kimliği bürünmesini hala bünyem kaldıramadı sanırım.

Gallinari'yi ise favori görüyorum. D'Antoni'nin yaptığı açıklamalar beni etkilemiş olabilir belki ama bu sezon izlemek istediğimden fazla Knicks maçı seyrettim. Bunun da bir numaralı sebebi Gallinari'ydi. Gerçekten muhteşem bir şutör. Bileği çok çok düzgün. Boş kaldığı ve kaçırdığı zaman bu oyuncuların içinde en çok şaşırdığım isim Gallinari. Üstelik çok az zıplayarak atıyor şutlarını ve topu elinden çabuk çıkartıyor.

Cook'u ise bu sezon pek izleme fırsatı bulamıyoruz. İzlediğim Heat maçlarında da hiç dikkatimi bile çekmedi Cook. Az önce istatistiklerine bakmasam %30 ile attığını bile bilmiyordum. Geçen sezon arkadaşlarıma Cook'un sürprize en yakın isim olduğunu söylemiştim ancak bu sezon onun hakkında ne desem yalan. Yeniden kazanmanın peşindeymiş ama ben pek sanmıyorum.

Curry hakkında ise diyeceklerim sınırlı. Mümkün olduğunca Warriors maçlarından uzak durmaya çalıştığım için herhalde 6-7 maçını falan izlemişimdir ancak. Elbette eli çok düzgün ama bir çaylak olduğu için heyecan yapabilir.

Anket de koydum yan tarafa sizce kim kazanır diye.

05 Şubat 2010 Cuma

5 Şubat Programı

6 Şubat Cumartesi 02:00 / Detroit Pistons - Indiana Pacers
6 Şubat Cumartesi 02:00 / Washington Wizards - Orlando Magic
6 Şubat Cumartesi 02:30 (NBA TV) / Milwaukee Bucks - New York Knicks
6 Şubat Cumartesi 02:30 / New Jersey Nets - Boston Celtics
6 Şubat Cumartesi 03:00 / Chicago Bulls - Atlanta Hawks
6 Şubat Cumartesi 03:00 / Philadelphia 76'ers - New Orleans Hornets
6 Şubat Cumartesi 03:00 / Houston Rockets - Memphis Grizzlies
6 Şubat Cumartesi 03:30 / Minnesota Timberwolves - Dallas Mavericks
6 Şubat Cumartesi 05:00 / Phoenix Suns - Sacramento Kings
6 Şubat Cumartesi 05:30 / Denver Nuggets - Los Angeles Lakers

Ersan'ın son zamanlarda az dakika almasından dolayı pek Bucks-Knicks izleyesim yok açıkçası. Rockets - Grizzlies ile gecenin son maçı (Nuggets-Lakers) ilgi çekici bana göre. Ama Carmelo yok, Kobe de bir ihtimal oynamayacak, oynasa da %100 olmayacak. Magic kimle oynarsa oynasın izlemek isteyeceğim bir takım ve Carter'ın çıkışa geçip geçemediğine görmek açısından seyredilebilir.

İki tane aynı galibiyet-mağlubiyet sayısına sahip takım karşı karşıya: Memphis-Houston. Bence Grizzlies'in Randolph-Gasol ikilisiyle Houston'ın pota altına karşı büyük bir üstünlük kurması gerekiyor ve bu da kazanmalarını sağlamalı. Zaten evlerindeki harika performanslarını biliyoruz.

Son 1.5 aydır 18 maçının 16'sını kaybetmeyi başaran Sacramento, Phoenix'i konuk ediyor. Çok iyi oynarlarken yakın giden maçları son anlarda kaybetmeleri, genç takımın moralini bozdu ve kaybetmeye alıştılar. Bunun üzerine Kevin Martin - Tyreke Evans ikilisi de pek uyum sağlayamadılar. Zannedersem Martin döndüğünden beri izlemedim Kings'i, bugün Suns'a karşı bir izlemek lazım, en azından Nash-Amare ve Suns sistemi var karşıda göz zevkimize hitap eden. Herşeye ufak da olsa bir silkiniş görebiliriz Kings'den, çünkü evlerinde ne olursa olsun hala kafa tutuyorlar güçlü rakiplerine karşı.
Edit: Ben Thompson dönecek zannediyordum ancak bugün de yokmuş, bilginiz olsun.

Günün En İyileri - 2/3/4 Şubat

Çok birikti o yüzden yorumsuz veriyorum ama 3 Şubat özellikle izlenmeli eğer kaçıranlar varsa. Dün de Wade'e 2 pozisyonda meydan okuyan JJ Hickson'ın günüydü, onlar da izlenmeli...

2 Şubat:

Link

3 Şubat:

Link

4 Şubat:

Link

All-Star'da Bir Temsilcimiz Var

Dünyanın en ünlü kalp doktoru/cerrahlarından biri olan Mehmet Öz, bundan 1 hafta sonraki NBA All-Star haftasonunda, Cuma günü şöhretler/ünlüler maçında forma giyecek ve bizleri temsil edecek. Açıkçası bugüne kadar hiç izlemedim bu organizasyonu hatta merak bile etmedim ancak bu vesileyle gelecek cuma günü şöyle bir bakacağım herhalde maça.

Mehmet Öz dışındaki diğer ünlüler şöyle:

Robert Horry (Eski Rockets, Lakers, Spurs oyuncusu)
Rick Fox (Eski Celtics, Lakers oyuncusu)
Chris Mullin (Eski Warriors/Pacers oyuncusu ve Warriors genel menajeri)
Nancy Lieberman (Hall of Fame üyesi bayan basketbolu efsanesi)
Mark Cuban (bir başka izleme sebebi olabilir)
Anthony Kim (golfçü)
Anthony Anderson (Aktör, özellikle komedi filmlerinde)
Joel Moore (Avatar'dan tanıyorsunuz)
Chris Tucker (Son gördüğümde şişmişti nasıl oynayacak acaba?)
Common (Rapçi - aktör)
Pitbull (Rapçi)

Sezonun 3. Firesi

Son 6 maçın 5'ini kaybeden Clippers'da koçu Mike Dunleavy'nin işine son verildi ancak hala genel menajer olarak devam edecek. En azından şimdilik... Eh normal tabii, sen 2 gün arayla önce Nets'e sonra Timberwolves'a yenilirsen şu kalite bir kadroyla, koltuğunu da kaybedersin. Dunleav, bundan önceki 6 sezonunda sadece 1 kere playoff'lara kalabilmişti sadece. Aslında ikinci kere de kalmayı hakettiler ama Dallas onları katakulliye getirmişti. Bu sezon da gidişat pek iyi değil ve muhtemelen playoff hayal oldu onlar için. Kısacası doğru bir karar gibi gözüküyor Clippers adına. Dunleavy her ne kadar başarısız gözükse de, Clippers lanetini ve sakatlıkların onları son yıllarda ne kadar etkilediğini unutmamak lazım.

Genel menajer olarak neler yapar bilmiyorum ama eğer Eric Gordon'u draft etmekte ve bedavaya Camby'i almakta katkısı varsa Clippers umutlu olmalı bu konuda. En azından koçluğundan daha başarılı olduğunu ve olacağını söyleyebilirim o zaman. Bu arada, takımın başına geçici olarak yardımcı koç Kim Hughes getirildi. Ben sezonun böyle geçici bir koçla tamamlanmasına sıcak bakanlardan değilim. Bence boştaki Scott veya Avery Johnson düşünülebilir, ayrıca pek beğenmesem de Lawrence Frank'i de katmak lazım bu gruba. Yeni koçun takımla en azından yarım sezon geçirip, oyuncuları tanıması ve oyun stilini de yavaş yavaş öğretmeye başlaması lazım ki, yeni sezon başladığında oyuncular daha yeni oyun stiline alışmaya çalışmasınlar...

4 Şubat'tan Notlar

Günün hayvan performansları:
Lebron James 16’da 9’la 36 sayı atarak tamamlamış maçı. Çizgiden tam 17 sayı bulmuş 21 denemede. 7 ribaundu 8 asisti 2 de top çalması var. İlk üç çeyrek Cleveland’ın üstünlüğü olsa da başa baş gitmiş maç. Wade ikinci yarıya çok kötü başlamış ama o ana kadar sayısı olmayan Jermaine O'Neal tutmuş oyunda Miami’yi. O da son çeyrekte sadece tek sayı atabilince Cleveland farkı açmış ve maçı 86-102 kazanmış.

Lamarcus Aldridge sahada kaldığı 41 dakikalık süre içerisinde 12/22 ile 28 sayı atıp 13 ribaund alarak takımının galibiyetinde büyük rol oynamış. Tabii buraya girmek için dün sadece 2 maç olmasından yararlandı da diyebiliriz. Portland 93-96 kazandı maçı.

Günün X-faktörü:
Martell Webster’ın 9’da 6’yla 21 sayısı var ama bundan daha önemlisi çok kritik anlarda attığı üçlüklerle takımına maçı kazandırdı diyebiliriz. Üçlük çizgisinin gerisinden 5’te 5’le oynadı zaten, 5 ribaundu 3 de asisti var.


Takımı baltalayanlar:

Boston Cleveland üst üste fazla zorlasa gerek, Quentin Richardson 7’de 0’da kalmış. İşe yarar tek istatistiği aldığı 2 hücum ribaundu. Tabii tek aksayan o değilmiş, diğer yaptıklarıyla baltayacı olarak gösteremesek de Wade 9’da 0’la girmiş ikinci yarıya.

Boşa kürek çekenler:
Evet Popovich resmi var. Nedeni de şöyle: Sabah kalktığımda maç hala sürüyordu ve son 2-3 dakikayı izleme fırsatım oldu. Miller'ın taktik faullerden ilkini kaçırması sonrasında fark 3'te kaldı ve Spurs'e bir üçlükle maçı uzatmaya götürme şansı geldi. İşte Popovich bu noktada mükemmel bir kenar oyunu çizdi. İzlerken mest oldum. Duncan'a indirilen top, aynı anda McDyess'ın perdesinden çıkan Hill ve Duncan'ın güzel pası. Ardından da Hill'in ekstra pası ve köşede bomboş kalan bir Manu Ginobili. Bu hücumun hakkı kesinlikle maçın uzatmaya gitmesiydi ancak boş atışı değerlendiremedi Manu. Gördüğüm en iyi çizilmiş hücumlardan biriydi. Ne kadar övsem, takdir etsem az...


Link

Bağcıkları Bağlayın, Hayatları Kurtarın


Link

Saf NBA ile alakalı değil, hatta sadece Kobe var ama çok hoş bir video. Sharapova da gözüme ilk defa bu kadar şirin göründü.

Videoyu paylaşan arkadaşım Berke'ye de teşekkür ediyorum.